VERİMLİ DERS ÇALIŞMA
Ana, baba ve öğretmenlerin
öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok çalışıp, başarılı
olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni,
"yeterince çalışma-mak" olarak görülmekte ve
öğrenciden sürekli daha çok çalışması istenmektedir. Oysa gerekli olan
"Bilinçsizce çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi
bilerek ve bunlardan gereğince yararlanarak etkili çalışmaktır.
Verimli ders çalışma yollarını
öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkan-lıklar
kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders
çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini
yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya
çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştir-mek
için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar
atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA
YOLLARI NELERDİR? I- AMAÇLARINIZI BELİRLEYİNİZ: Her çalışma bir amaca yönelik olmalıdır. Bu
amaçlar, bir problemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek
vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın
amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek, okulunu
bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına da
ulaşmaktadırlar.
II- PLANLI ÇALIŞINIZ: Birden çok iş ya da ders üzerinde aynı
günde çalışmanız gerektiğinde hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya
da çalışmaya başlamak için karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya
yanıtınız "evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca
söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda birden çok dersi
çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, dersler-den her birinin üzerinizde yarattığı
ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi
engelleyerek ve verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza
neden olacaktır.
Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı
belirli bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar.
İşte çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve
"nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.
Öğrenciler
günlük ve haftalık bölümleri de olan aylık çalışma planlarında;
1- Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,
2- Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,
3- Sınav tarihlerini,
4- Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,
5- Planlarına aldıkları, ancak çeşitli nedenlerden ötürü zamanında yapamadıkları
çalışmala-rını ne zaman
tamamlayacaklarını,
6- Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma sinema ve tiyatroya
gitme gibi ders dışı etkinliklere ne zaman yer vereceklerini göstermelidirler.
Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme,
dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş olmalıdır.
Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden öğrenci çalışma
saatle-rini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük
çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği yap-malıdır.
III- ZAMANI VERİMLİ
KULLANINIZ: Öğrenciler
bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirle-rinden farklıdırlar. Bir
öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğ-renci zor öğrenebilir. Bir
başka öğrenciyse çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir
ders ya da konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci
zamanı kendine göre ayarlamalıdır.
Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık
dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan
dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.
Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora
da za-man ayrılmalıdır.
Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.
IV- VERİMİ AZALTICI
ETKENLERİ ORTADAN KALDIRINIZ:Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk,
ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öf-ke, aşırı kaygı,
fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, normalin altında ve
üs-tündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç
ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir.
V- UYGUN BİR ÇALIŞMA
ORTAMI SEÇİNİZ: Çalışma
yerinin seçimi çok önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın elden geldiğince
sabit ve sakin olmalı, ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel sorunları da çözümlenmiş
olmalıdır. Ayrı bir yerin sağlanamaması çalışmadan kaçmanın bir nedeni
olmamalı, elverişsiz koşullarda da ders çalışmaya alışmalıdır.
Yatakta, koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin toplanmasını
güçleştirecek, öğ-rencinin
çalışmak için daha çok zaman yitirmesine neden olacaktır.
VI- DİKKATİNİZİ UYANIK TUTUNUZ: İnsanda
dikkat her an vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde
toplanabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dikkatin uyanık
tutulmasına yardım eder. Daima belirli yerler-de çalışmak, gürültünün
bulunmadığı ortamlarda çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli
araçlar dışında başka şeyler bulundurmamak, çalışma yerini 18-20
derece sıcaklıkta tutmak, işleri sıraya koymak, işleri bitirmede kendinizle
yarış kararı almak, her sefe-rinde bir çeşit işle
çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici yöntemlerdir.
VII- DERSE HAZIRLIKLI GELİNİZ:Başarılı olmanın yollarından biri de derslerin
işlenmesine etkin olarak katılmaktır. Derslerde sürekli edilgin durumda kalan
öğrencilerin işlenen konuları anlamaları zordur. Öğrenciler okula gelmeden
önce, o gün işleyecekleri konuları gözden geçirmelidirler. Bu sayede hem
derslerin işlenişine katılmak için gerekli güveni kazanırlar, hem de öğretmenin
anlattıklarını daha kolay anlarlar.
Gerek işlenecek konulara hazırlanırken, gerekse işlenen konular gözden
geçirilirken, an-lamakta zorluk çekilen yerler
belirlenmeli, bu konularla ilgili sorular hazırlanıp, derste öğretme-ne
sorulmalıdır. Öğretmenlerin derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan
öğrencileri da-ha çok sevdikleri de unutulmamalıdır.
VIII- NOT TUTUNUZ:Öğrencilerin büyük bir kısmı not tutma tekniğini
bilmemektedir.
Not tutarken;
1- Anlatılanlar öğretmenin ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi
yazılmalıdır.
2- Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları kavranıncaya kadar
beklenilmelidir.
3- Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri kavramaya çalışmakla
geçmelidir.
4- Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı olarak anlatılıyorsa
notlar arasına bunlarda alınmalıdır.
5- Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda vardır.
6- Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir. Önce müsvette yapma, sonra temize çekilme yoluna gidilmelidir.
IX- ARAÇ - GEREÇ VE
KAYNAKLARDAN YARARLANINIZ:Öğrenci, herhangi bir konunun öğrenilmesinde,
basılı araçlara ne kadar baş vurursa, öğ-renme ilgisi ve zihinsel yetileri de o kadar çok
genişleyecektir.
Basılı öğrenme araçlarından yararlanmada çizelge grafik, harita ve resimlerin
özel bir önemi vardır. Bunlar sayfalarca anlatılan bilgileri topluca ve bir
arada vererek o konunun kavranmasına yardımcı olmaktadırlar.
X- VERİMLİ OKUYUNUZ:Okuma, öğrenmenin en temel yoludur. Öğrenmede
hızlı okuma önemli ve gereklidir. Hızlı okumayla hem okunanlar daha iyi
anlaşılır, hem de zamandan kazanılır. Okuma hızı lise öğrencileri için yaklaşık
200 - 250 sözcüktür. Bu hız okunulan yazının
niteliğine ve okumanın amacına göre ayarlanmalıdır. Vakit geçirmek amacıyla bir
hikaye veya roman okurken okuma hızı oldukça yüksek
olabilir. Ama okuma yorum yapma, eleştirme özet çıkarmak için yapılıyorsa okuma
hızı yavaş olmalıdır.
Hızlı okumanın en önemli yolu sesiz okumadır. Sessiz okuma hızı arttırdığı gibi
anlamayı da kolaylaştırır. Hızlı ve anlamlı okuma becerisi kazanabilmek için
bol bol okuma çalışmaları yapılmalıdır. Önce gazete,
öykü ve roman gibi şeylerle işe başlamalı giderek boş zamanları okuyarak
değerlendirme alışkanlığı kazanılmalıdır.
XI-ARALIKLI TEKRARLAR
YAPARAK UNUTMAYI ÖNLEYİNİZ:Öğrenilenler zamanla unutulabilir. Unutmayı önlemenin
iki yolu vardır. Bunlardan biri öğre-nilen bilgileri yeri geldikçe kullanmak, diğeri de aralıklı
olarak tekrar etmektir.
Öğrenciler öğrendiklerini yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını
görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive olacaklardır.
Aralıklı olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir taraftan eski
öğrendiklerini hatırlarken diğer yandan da sınavlara her an hazır durumda
olacaklardır. İNANÇ BAŞARININ NERESİNDE
Başarı deyince hepimizin aklına bir tanım gelir. Başarı, üzerinde en çok tanım
yapılabilen ender kelimelerden biridir, belki de... Sevgi
gibi, aşk gibi. Laiklik gibi, demokrasi gibi. Ama kesin olan ve bütün
tanımlarda ortak bir nokta vardır ki, başarı; mutluluk vericidir. Ve herkes
bireyler başarmak ister. Itanry David
Thoreu bir yerde şöyle demektedir; “İnsanlar başarmak
için doğarlar, başarısızlık için değil.” Peki sizce başarının kaynağı nedir?! Yoksa başarılar birer şanstan başka bir
şey değil midir. Earl wilson
da öyle diyor! “Başarı mı dedin? Başarı tamamıyla şansa bağlıdır! İnanmazsan
başarısız insana sor.” Başarı ve İnanç Şüphesiz ki, dini ya da diğer bir takım
inançların da başarıya etkisi vardır. Fakat biz burada kişinin başarabileceğine
olan inancından başka bir ifadeyle kendine olan inancından bahsedeceğiz.
Çoğunluk başarıya inancın başarının yarısı olduğunu söyler. Bence başarıya
inanç, başarının yarısından daha fazladır. Başarabileceğine inan kişi; fikirler
üretir mazeret değil. Çözümler sunar, problem değil. Nasıl yapacağını düşünür,
niçin yapamayacağını değil. O şartların oluşmasını beklemez, şartları
oluşturmaya çalışır. Fırsatları engel gibi değil, engelleri fırsat gibi görür.
O bardağın dolu kısmını görür, boş kısmını değil. Bir köpeğin leşine değil,
güzel dişlerine bakar. Onun için her şey bir şey ifade eder. O tereddüt
çamuruna batmaz, girişimcidir. C. Lınk’in dediği
gibi; “Kendini yetersiz gören insan tereddüt içinde beklerken, girişimci insan
hata yapmaktan korkmadığından daha üstün hale gelir.” Hokuz
Pokuz!... Tabii ki, kuru bir
inanç başarılı olmak için yeterli değildir. Dil, “Ben yapabilirim.” Derken
içinizden bir ses “Hadi canım sen de!” dememelidir. İnsan her şeyiyle
başarabileceğine inanmalıdır. Ayrıca inanmak bir sihirli değnek değildir.
İnanmak, bir kıvılcım; bir ateşlemedir. Uzaya fırlatılmak üzere bir roket
düşünün. Onu fırlatmak için önce roketi ateşlemelisiniz. Sadece ateşlemekle
roketi uçuramazsınız, ama ateşlemeden de uçuramazsınız. Tabii ki, roketin
uçmasını sağlayan diğer pek çok sistemler topluluğu vardır. Fakat bu sistemleri
roketi ateşlemeden çalıştıramazsınız. Veya bir arabayı yürütmeniz için kontağı
çevirmeli ve motoru ateşlemelisiniz. İşte inanç da harekete geçmeniz için sizi ateşleyen
bir kıvılcımdır. “Evet, başarmak için inanmalısınız.” Vazgeçmeme ve İnanç
Yurtdışında, alanlarında üstün başarıyı yakalamış insanlarla yapılan bir
araştırmaya göre; bu başarılarının altında yatan en büyük etkenin
“vazgeçmemeleri” olduğu tespit edilmiştir. Evet
başarısızlıklardan yılmama ve vazgeçmeme. Aynen sular gibi...”Mermeri delen
suyun gücü değil devamlılığıdır.” Peki biz nelerden vazgeçmeyiz ya da
vazgeçmememizin altında ne yatar?! “Kendini adamak”
evet, vazgeçmemenin altında kendini adamak yatmaktadır. Eğer bir insan kendini
herhangi bir işe adamışsa, her şeyiyle o işe endeksleşecek ve bütün
yetenekleriyle o işe konsantre olacaktır. Dolayısıyla
vazgeçmeyecektir, çünkü o her şeyiyle kendini adamış ve yolunun kara sevdalısı
olmuştur. Peki öyleyse tekrar soruyorum. Hangimiz
inanmadığımız bir işe, bir amaca, bir hedefe ya da bir davaya kendini adar!? “Aslında ben terfi edebilecek birisi değilim, ama!, Pazar payımızı genişletmek çok zor ama neyse!, Aslında
ben, iyi bir yönetici ya da başarılı bir iş adamı olamam! Dershaneye gidiyorum
ama üniversiteyi kazanacağımı sanmıyorum!” gibi inancın olmadığı cümleleri sarf
ederek hedeflerinize konsantre olabilir misiniz?!
Böylesi düşünceler sizi harekete geçirebilir mi?!
Öyleyse vazgeçmemek için inanmalısınız, kendinizi adayabilmeniz için
inanmalısınız ve kısaca; başarmak için inanmalısınız!...
ETKİN DİNLEME
Dinleme bir beceridir. Ve bu
beceri birtakım ilke ve yöntemlerle çok daha etkili bir şekilde kullanılabilir.
İnsan iletişiminin yaklaşık %90 ı sözel olarak yapılmaktadır. Bu iletişinin
ancak yarısı kısa bir süre sonra hatırlanabilir. Aradan daha fazla zaman
geçtiğinde ise %20-25 ini bile zor hatırlarız. Bütün
bu nedenlerden dolayı etkili dinleme ilke ve yöntemlerini öğrenmek ve bunları
uygulamak daha da önem kazanmaktadır.
Etkili dinleme sadece söylenilenleri duymak değil, aynı zamanda bu söylenenleri
önemli bulmak, kavramak ve değerlendirmektir. Ayrıca etkin dinleme aktif bir
süreçtir.
Olaya bir de başka bir boyuttan
bakalım. Etkin dinleme öğretmen-öğrenci ilişkilerini de olumlu bir yönde
etkiler. Öğretmen genellikle kendini dinleyen ve dinlediğini çeşitli biçimlerde
belli eden öğrencilere daha fazla ilgi gösterir ve onlara dönerek konuşur.
Öğretmen dersi anlatırken dinleyicilere ihtiyaç duyar. Bu nedenle başını
sallayan, not tutan, dikkatini yoğunlaştıran aktif öğrencilere daha fazla ilgi
gösterir. Öğetmenin sınıf içindeki en önemli
görevlerinden biri öğrenciye bilgi aktarmaktır ve bunu öğretmen genellikle
anlatarak gerçekleştirir Öğrenci ise öğretmenin bu anlattıklarını anlamak
amacıyla dinlemektedir. İşte önemli olan da öğrencinin bu dinleme işlevini
nasıl yaparsa daha başarılı olacağıdır. Etkin bir dinleyici olmak için
"İFİKAN" adlı bir yöntemi uygulayabiliriz.
Bu yöntem;
İ - İleriye F – Fikirler İ – İşaretler K – Katıl A - Araştır
N - Not tut olmak üzere 6 basamaktan oluşmaktadır.
Bu basamakları kısaca açıklayalım. Öncelikle ileriye bak
basamağından başlayalım. Öğrenci sınıfta öğretmenini dinlerken, öğetmenin anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler
söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışmalıdır. Bu da öğrencinin dikkatinin
dağılmasını engeller ve öğrenciyi devamlı uyanık tutar. Hatta öğrencinin aktif
olarak katılmasını sağlar. Öğrenci daha önceden o günkü konuları okuyarak sınfa gelirse hem anlatılanlara yabancı kalmamış olur hem
de dersteki tahminlerini daha kolay bir şekilde yapar. Bu yöntemle öğrenci
derste anlatılanları daha önce okuduğu için daha kolay bir şekilde hatırlar.
İkinci olarak fikirler basamağı karşımıza çıkıyor. Bu basamak bize önemli fikir
ve düşüncelere önem vermemiz gerektiğini ve bunları göz ardı etmememiz
gerektiğini anlatmaktadır. Öğrenci öğretmenin bir ders boyunca anlattıklarının
ana fikrini bulmaya çalışmalıdır. Ders boyunca kendi kendine bu konunun ana
fikri nedir?, Burada anlatılmak istenen nedir? gibi sorular sorması gerekir. Bu sorular öğrencinin ana
fikir ve kavramları bulmasına yardımcı olur.
Üçüncü olarak işaretler basamağına bakalım. Öğrenci sınıf içinde devamlı
uyanık olmak zorundadır. Öğretmenin hiçbir dediğini kaçırmamalıdır. Öğretmenin
işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmalıdır. Bir öğretmen konuyu anlatırken
mutlaka ufak ipuçları verir. Bazı konuların üzerinde ısrarla durur. Örneğin bir
konunun önemli bir bölümünü anlatırken belirli kelimeler kullanır, ses tonunda
farklılıklar yaratarak çeşitli ipuçları verir. Öğretmenler seslerini
yükselterek ya da "burası önemli", "dikkat ederseniz" gibi
sözel vurgularla önemli noktalara işaret ederler. Bir öğretmen hiçbir zaman bu
bir sınav sorusudur demez, ama çeşitli ipuçlarıyla bunu belli eder. Bu
ipuçlarından birkaçına örnek verirsek: önemli, başlıca, can alıcı, burada esas
fikir, şunu unutmayın ki, sonuç olarak, bu sebeple, özetle vb.
...Bu ipuçlarına dikkat edildiği taktirde öğrenci sınavda sorulabilecek
soruları tahmin edebilir.
Bir başka basamak ise
"katıl" basamağıdır. Öğrenci sınıf içinde devamlı aktif olmalıdır.
Pasif bir öğrenci hiçbir zaman başarılı olamaz. Öğrenci derse her fıratta katılmalıdır. Öncelikle derse zamanında gelmeli,
sınıfta oturacağı yeri iyi seçmeli, görebileceği, duyabileeği
bir yere oturmalıdır. Ve ders sırasında öğretmenin söylediklerine gülümseyerek,
kaşlarını çatarak, başını sallayarak olumlu ya da olumsuz tepki göstermelidir.
Böylece öğretmen de anlaşılan ya da anlaşılmayan yerleri çok daha iyi bir
şekilde görebilir. Ayrıca bu öğretmeni de memnun eder. Onun motivasyonunu
artıtırır, onu cesaretlendirir. Öğretmen
dinlenildiğinin farkına varır.Oysa ki anlattıklarına
karşı hiçbir tepki göstermeyen donuk, pasif öğrenciler karşısında öğretmen de
bir şeyler anlatmak istemez. Öğrenciler öğretmene tepkide bulunarak dersin
kalitesini yükseltmekte öğrencilerin elindedir. Beşinci olarak karşımıza
"araştır" basamağı çıkıyor. Öğrenciler nedense ders sırasında soru
sormaktan çok çekinmektedirler. Ve fikirlerini, görüşlerini rahatça
söyleyememektedirler. Oysa ki bu çok yanlıştır. Ders
sırasında anlaşılmayan bir yer varsa ya da merak edilen bir soru varsa bu soru
rahatlıkla sorulmalıdır. Hiçbir şekilde çekinilecek bir durum söz konusu
değildir. Sorulara verilen cevap anlaşılmadıysa ve açıklamalar yeterli değilse,
yeni sorular sorulmalı ve açıklama yapılmasmı
istenilmelidir. Eğer ders içerisinde zaman yetmediyse, ders bittikten sonra
öğretmene ya da diğer öğrencilere de sorulabilir.
En son basamak ise " Not Tutma" basamağıdır.
Dinleme yoluyla öğrenilen bilgiler çok uzun süreler hafızada duramaz.
Öğrenilenlerin zaman zaman tekrar edilmesi gerekir.
Bir öğrenci ders sonunda, o derste dinlediğinin ancak %55 ini hatırlayabilir.Tekrar yapılmadığı sürece bu oran bir hafta sonra
%17 lere düşer. Bu yüzden not tutmanın çok büyük bir
önemi vardır. Not tutmanın iki önemli yararı vaırdır.
Bunlarda birincisi eğitimin temel şartı olan "Aktif katılımı" sağlar.
Öğrenci derste pasif durumdan aktif duruma ggeçer.
Not tutma sayesinde derste devamlı uyanık olur, dikkatini derse yoğunlaştırır
ve dikkatinin dağılmasını engeller. İkinci önemli yararı ise unutmayı engelemesidir. Unutkanlık düşmanını bizim avantajımıza
çevirerek en önemli girişim not tutmaktır. Özellikle alınan notlar eve gelince
bir de temize çekilirse hafızaya daha iyi yerleşir.
Not tutulurken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır.
· Öncelikle not tutulan kağıt konusunda cömert olmamız gerekir. İleride okuduğumuz
zaman anlayabileceğimiz şekilde, boşluklar bırakılarak not tutmamız da yarar
vardır. Hiçbir zaman küçük bir kağıda sıkışık bir
şekilde not tutulmamalıdır. Hatta not tutmak için bir defter olursa daha
düzenli not tutulur. Ve de sayfanın altında, üstünde, yan taraflarında boşluk
bırakılırsa buralara eksik kalan bigileri daha sonra
yazabiliriz.
· Not tutmaya ilk günden başlanılması gerekir. Ve düzenli olarak not tutulması
çok önemlidir. Dinleme ile not tutma arasında bir denge oluşturmak gerekir. Tüm
dikkati dinlemeye ayırırsak, verimli bir şekilde not tutamayız. Aynı şekilde
çok ayrıntılı not almaya kalkışırsak bu sefer de anlatılanları anlamamız
güçleşir ve bu da dinlemeyi olumsuz etkiler. Dolayısıyla dinleme ve not tutma
arasındaki dengeyi çok iyi ayarlamamız gerekir.Derste not tutarken ana fikirleri, önemli noktaları not etmek çok önemlidir.
Not alırken seçici olmakta yarar vardır. Önemli noktaları belilerken öğretmen
bize çeşitli ipuçları verir. "Burası önemli","Burada esas
olan", "Dikkat ederseniz" vb. ipuçlarıyla bu bölümlerin önemini
vurgular. Bu bölümler mutlaka not alınmalı ve önemli olduğunu belirtmek için de
yanına * işareti konmalı ya da altı çizilmelidir.
· Not tutarken zamandan tasarruf etmek ve geri kalmamak için, öğrenci kendi
anlayabileceği şekilde çeşitli kısaltmalar kullanmalıdırn.
Bu kısaltmalardan bazılarına örnek verirsek:
-ve &
-gibi .
-örneğin ör
-sonuç olarak son.ol.
-kadar =
-matematik mat
-yüzyıl yy
-birbirine 11
-buna ek olarak +
-açısından ?
· Not tutarken öğrenci kendi cümleleriyle not almalıdır. Bu şekilde hem öğrenci
öğretmenin anlattıklarını özetleme imkanı bulur, hem
de anladığı biçimde not alma imkanı bulur. Bazı durumlarda anlatılanların aynı
şekilde not alınması gerekebilir. Ya da tahtada yazılanları aynı şekilde
kaydetmek gerekebilir. Bu durumda anlatılanlar ya da yazılanlar aynı şekilde
not alınmalıdır.
· Öğrenci not tutarken aklına takılan yerleri ya da anlayamadığı bölümleri
öğretmene sormaktan çekinmemelidir. Böylece not alırken hem eksik not alımamış olunur hem de anlayarak not alınır.· Öğrenci
hafızasına çok güvense bile mutlaka sınıfta öğretmen tarafından söylenen ve vnemli gördüğü her şeyinot
etmelidir. Böylece unutkanlık sonucu doğabilecek olumsuz sonuçları engellemiş
olur.· Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de tutulan notların
mutlaka temize geçirilmesidir. Öğrenci tuttuğu notları temize geçirirken bir
kez daha tekrar etmiş olur ve bu da unutmasını engeller. Eğer mümkünse tutulan
notlar o gece ya da bir sonraki dersten önce temize geçirilmelidir.İyi
dinlemek venot tutmak sadece eğitimin değil, hayat
başarısının da en önemli unsurudur. İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi
not tutmak, iyi not tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. Bu anlamda iyi
not tutmak ve iyi bir dinleyici olmak birbirleriyle bağlantılı iki kavramdır.
Teorikte anlatılan bu hususlar, pratikte uygulandığında öğenciye
birçok yararlar sağlar. Çok ufakmış gibi görünen ayrıntılar ileride büyük
farklar yaratacaktır. Bunu sizler de yaşayıp görebilirsiniz.